Ana Sayfa
Supolitik Oluşumunun
İlkeleri
Uluslararası Konferans
22-23 Mart 2008
"Kapitalizmin Kıskacında SU"
24 Mart 2008 İstanbul
Deklarasyonu
5. Dünya Su Forumuna
Karşı Hazırlık Toplantısı
8-9 Kasım 2008
8-9 Kasım Hazırlık
Toplantısı Deklarasyonu
15-22 Mart 2009 Suyun
Ticarileştirilmesine
Hayır Platformu
Genel Programı
Uluslararası İstanbul
Konferansından
Kim Kimdir
Bilgi Notları 
Makaleler
Basın Açıklamaları
İletişim
Site Haritası 
English Español
Güncelleme Tarihi:
4 Ağustos 2010
 

İSKİ İSTANBUL HALKINI ZEHİRLİYOR,
SU HAVZALARINI KİRLETİYOR, YOK EDİYOR(*)

Yıllık 36 milyon m3 kapasite ile İstanbul halkının su ihtiyacının yaklaşık %20’sini karşılamakta olan Alibeyköy Baraj Göletinde, kuş ve havyan ölümleri yaşanmış, yerinde yapılan tespitlerde Kağıthane Arıtma Tesisinden gelen borunun deşarj edildiği kısımda hayvan ölümlerinin yoğunlaştığı, göletin o bölgesinde kokunun daha yoğun olduğu ve siyaha dönmüş dip çamurunun balçık halde olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından İSKİ yetkilileri Kağıthane içme suyu arıtma tesisi çıkış sularının Alibeyköy barajına verildiğini açıklamıştır.

İSKİ her ne kadar 2009 faaliyet raporunda havza koruma çalışmaları kapsamında inşa edilen atıksu tünelleri vasıtasıyla Alibeyköy barajının atıksu tehdidinden kurtarıldığını müjdelemiş olsa da İSKİ’nin kendi işletmesinden proses gereği atması gereken atıksuyu son bir yıldır Alibeyköy barajına verdiği tespit edilmiştir. Atıksuyun baraja verildiği noktada yarattığı çevre faciası gözler önünde olduğu halde İSKİ yetkilileri verilen suyun ham su kriterlerinde olduğunu iddia etmeye devam etmektedirler. Gerek yarattığı yoğun koku gerekse kıyıda oluşturduğu çamur tabakası ve bu çamur tabakasına saplanıp kalmış hayvan ölüleri hamsu kalitesinde olmayan arıtma tesisi atıksularının Alibeyköy Baraj Göletine verildiğini kanıtlamaktadır Atıksuyun baraja verildiği noktada yarattığı ölümcül ortam kadar vahim olan diğer bir durum ise atıksuyun verildiği tesis olan Kağıthane İçmesuyu arıtma tesisinin her gün Alibeyköy Barajından çektiği ham suyu arıtarak şehir şebekesine vermesidir. Yani tesis bir yandan arıttığı suyu şehre verirken arıtma işlemleri sürecinde tuttuğu kirliliği de tekrar Alibeyköy Barajına göndererek, İstanbul’un önemli sulak alanlarından biri olan Alibeyköy göletini yoğun kirlilik altında bırakmakta, bölgede var olan tüm canlıların yaşamını tehdit etmekte, gölet ve çevresini balık tutmak ve hayvan otlatmak için kullanmakta olan halkın sağlığını tehlikeye atmaktadır.

Oysa ki içmesuyu havzaları, içme ve kullanma sularının temin edildiği ve edileceği yüzeysel ve yer altı sularının tabii su toplama alanlarıdır, Mutlak korunması gereken alanlardır; idare tarafından yapılacak veya yaptırılacak arıtma tesisleri hariç hangi maksatla olursa olsun Alibeyköy Baraj Göleti çevresinde hiçbir şekilde yapı yapılamaz ve havzaya herhangi bir atık girişine izin verilemez. Oysa Alibeyköy Havza alanına baktığımızda bütün yasakların delindiğini, atıksu girişine ek olarak, kaçak yapılaşma ve hafriyat dökümünün de engellenemediğini görmekteyiz. Bir yandan orman alanları tahribatına bağlı olarak yağış miktarı azalmakta; bir yandan su havzalarındaki mevcut su, su havzalarının korunamaması nedeni ile kirlenmektedir.

Su kaynakları yönetimi “bırakalım kirlensin, nasıl olsa her su arıtılabilir” anlayışıyla yapılamaz. İSKİ’nin bu anlayışla Alibeyköy barajında kirliliğe göz yumması,

  • Baraj suyundan içme suyu elde edilmesi için gereken arıtma maliyetinde artışa neden olacak,
  • Bir yandan Enerji darboğazından şikayet edilip, ülke ölçeğinde bütün nehirler HES’lerle doldurulurken, diğer yandan da mevcut enerji kaynakları gereksiz yere heba edilmiş olacak,
  • Daha kirli suyu arıtmak zorunda kalacak içmesuyu arıtma tesisinin randımanı giderek daha düşecek böylece Kağıthane tesislerinden giderek daha kalitesiz su İstanbul halkına ulaştırılacak,
  • İçmesuyu rezevleri kirlendikçe kente su temin etmek için Istranca ve Melen örneğinde olduğu gibi başka havzalardan su transfer edilmesi için yatırımlar yapılacak, havzalar arası su taşınışının arttırılması, su havzalarının ticarileştirilmesi arttırılacak, su havzalarının ve doğasının yok edilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Bilindiği üzere İSKİ, maliyetleri öne sürerek suya sürekli zam yapmaktadır.

  • İSKİ’nin su havzasını kirletmesinin faturası yine halka kesilecek ve insanların sağlıklı ve güvenilir suya erişimi bir kez daha ekonomik nedenlerle gasp edilecektir.

Alibeyköy barajındaki atıksu girişinden kaynaklı çevre faciasının basında yer almasının hemen ardından, İSKİ’nin baraja atıksu girişinin engellendiği açıklaması, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun “Alibeyköy Barajının kiymeti harbiyesi yoktur orası daha önce aktarma barajıydı artık oradan su elde edilmiyor” diyerek konuyu örtbas etmeye çalışmaları aldatmacadır ve kabul edilemez.

  • Bugüne kadar İstanbul’daki birçok su havzası, yerel yönetimlerin seçim zamanlarının hemen öncesinde havza kapsamı dışına çıkartılmak suretiyle yerleşime açılmış ve sulak alanlar bu şekilde siyasi partilerin oy kazanma çabalarına kurban edilmişlerdir.

İstanbul’da yerel yönetim, Alibeyköy barajına atıksu verilmesini bizzat kendi eliyle gerçekleştirdiğini açıklayarak, havza koruma çalışmalarında idare olarak yetersizliğini, halk sağlığı ve ekosistem bütünlüğünü koruma görevlerini hiçe saydığını ve yapmadığını kendi sözleri ile kanıtlamıştır.

Kınıyoruz. Yetkilileri istifaya davet ediyoruz.

Bizler, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu bileşenleri olarak başta Alibeyköy Göleti olmak üzere sulak alanları kirletenlerin, kirlenmesine, yok olmasına göz yumanların, halk sağlığını ve ekosistemi tehdit edenlerin, suyu ve su havzalarını ticarileştirenlerin takipçisi olduğumuzu;

Saydığımız nedenlerle görevini kötüye kullanan yerel idare sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyuna bildiririz.

SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE HAYIR PLATFORMU

(*) 3 Ağustos 2010 günü SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE HAYIR PLATFORMU'nun yapmış olduğu basın açıklaması.