Ana Sayfa
Supolitik Oluşumunun
İlkeleri
Uluslararası Konferans
22-23 Mart 2008
"Kapitalizmin Kıskacında SU"
24 Mart 2008 İstanbul
Deklarasyonu
5. Dünya Su Forumuna
Karşı Hazırlık Toplantısı
8-9 Kasım 2008
8-9 Kasım Hazırlık
Toplantısı Deklarasyonu
15-22 Mart 2009 Suyun
Ticarileştirilmesine
Hayır Platformu
Genel Programı
Uluslararası İstanbul
Konferansından
Kim Kimdir
Bilgi Notları 
Makaleler
Basın Açıklamaları
İletişim
Site Haritası 
English Español
Güncelleme Tarihi:
22 Mayıs 2010
 

"SU YAŞAMIN TEMEL HAKKIDIR SATILAMAZ"
"SU HALKINDIR SATILAMAZ"(*)

Türkiye’de suya dönük saldırılar hızlanarak devam ediyor. Su metalaştırılıyor; su hizmetleri özelleştiriliyor, akarsularımız, yeraltı sularımız satışa çıkarılıyor.

Kentlerde özel işletmelere dönüştürülen yerel yönetimler, hizmetlerin fiyatlandırılması adı altında su hizmetini ticarileştiriyor, zam üzerine zam yaparak, kontörlü su sayaçlarını yaygınlaştırarak halkın suya erişim hakkını engelliyor. İstanbul gibi birçok kentte, kent halkı musluktan akan suyu içemiyor, temiz suyu su şirketlerinden satın almaya zorlanıyor. Artık sadece parası olanın suya erişim hakkından söz etmek mümkün. Su hizmetlerinin piyasalaştırılması aynı zamanda hizmetler alanında taşeronlaştırma ve güvencesizleştirmeyle birlikte ilerliyor. İşte güvencesiz çalıştırılan İSKİ işçileri aylardır hakları için direniyorlar. Açıktır ki suyun piyasalaştırılması önce emekçileri, yoksul halkı ve ev işlerinin emekçisi kadınları vuruyor.

Suyu metalaştırma politikaları kentte, kırda insanların ve diğer tüm canlıların yaşam hakkına saldırıyor. Suyun metalaşması ticarileştirilmesi bugünün sorunu değildir elbette. Emperyalist ve kapitalist sistemin varlık nedeni olan metalaşmanın suya yanısımasıdır. Hayatın her alanında; eğitimde, sağlıkta parası olanın yararlanabildiği olmayanın ise ölümlere neden olabilecek sonuçlarla karşı karşıya kaldığımızı düşünürsek nasıl bir sistemde yaşadığımız çok net ortaya çıkmaktadır. Başta AKP iktidarı da canlıların en temel yaşam kaynağı olan suyun, alınır-satılır meta haline getirilmesine, suların satışa çıkarılmasına, su hizmetlerinin özelleştirilmesine ve piyasalaştırılmasına dönük adımları atarken ticarileştirme projelerini hayata geçirmek için gereken yasal altyapıyı da hazırlamaktadır. Artık bulunduğu yerelde yaşayan halkın ulaşım, su, enerji gibi yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamakla görevli olması gereken yerel yönetimler, bu ihtiyaçlar alanını "kârlı sektörler" olarak gören şirketler gibi hareket etmektedirler.

İşte tam da böyle bir süreçte "su hiç kimsenindir çünkü su halkındır." diyen Dikili Belediyesi suyun üzerine üşüşmüş tüm şirketlere, iktidara, yerel yöneticilere karşı su hakkı mücadelesinin bir örneğini verdi. Dikili halkına 10 tona kadar suyu ücretsiz veren, belediye çalışanlarına %50 indirimli tarife uygulayan ve su borçlarının gecikme zamlarını affeden Dikili Belediye Başkanı ve Meclis üyeleri bu kararları nedeniyle yargılandı. Ve yargılama sonucu beraat ettiler.

Bu beraat kararı, suyun metalaştırılmasına karşı mücadele edenlerin; temiz suya erişim hakkını savunanların; "belediyeler işletme gibi yönetilemez halkı müşteri gibi görüp kamusal hizmetler üzerinden kâr elde edilemez" diyenlerin; bu davayı kendi davası gibi görenlerin mücadelesi sonucu alınmıştır.

Bizler Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu Bileşenleri olarak su metalaştırılamaz diyoruz. Suyun metalaştırılması, su hizmetlerinin piyasalaştırılması, suyu piyasada fiyatlandırma yöntemiyle, kontörlü sayaç uygulamalarıyla suyun satışı, halka ve doğaya karşı işlenmiş bir suçtur! Gayrimeşrudur! Dikili Belediye Başkanı ve Meclis üyelerinin yargılanmasına temel oluşturan ve Belediyeleri bir işletme haline çeviren piyasacı anlayış ve bu anlayışın oluşturduğu tüm yasal mevzuat ortadan kaldırılmalıdır.

Belediyeler şirket değildir. Kamusal hizmetlerde kâr-zarar hesabı yapılmaz. Belediyeler halkın su, enerji, ulaşım gibi yaşamsal ihtiyaçlarını ihtiyaç oranında parasız karşılamalıdır.

Bizler Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu Bileşenleri olarak yeterli, temiz suya erişim tüm insanlar için haktır diyoruz. Yerel yönetimler herkesin temiz suya bedelsiz ve koşulsuz ulaşımını sağlamakla görevlidir. Temiz suya ulaşamamaktan ötürü herkesin; kadınların, yaşlıların, çocukların yaşayacağı her türlü mağduriyet ve hastalıktan sorumlu olacaklarını hatırlatıyor ve uyarıyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi"ni görevlerini yerine getirmek üzere harekete geçmeye;

  1. Acilen insanca bir yaşam için gerekli temiz suyu (kişi başı en az aylık 5 ton suyu) halka parasız olarak ulaştırmaya,
  2. Kırda ve kentte her evin içine kadar ücretsiz temiz su dağıtımını,
  3. Su dağıtım şebekesinden temin edilen suyun içilebilir nitelikte olmasını sağlamaya çağırıyoruz.

Bizler Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu Bileşenleri olarak herkes ihtiyacı olan temiz ve parasız suya erişene kadar örgütlü mücadelemize devam edeceğiz.

SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE HAYIR PLATFORMU

(*) 17 Mayıs 2010 günü SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE HAYIR PLATFORMU'nun yapmış olduğu basın açıklaması.