Ana Sayfa
Supolitik Oluşumunun
İlkeleri
Uluslararası Konferans
22-23 Mart 2008
"Kapitalizmin Kıskacında SU"
24 Mart 2008 İstanbul
Deklarasyonu
5. Dünya Su Forumuna
Karşı Hazırlık Toplantısı
8-9 Kasım 2008
8-9 Kasım Hazırlık
Toplantısı Deklarasyonu
15-22 Mart 2009 Suyun
Ticarileştirilmesine
Hayır Platformu
Genel Programı
Uluslararası İstanbul
Konferansından
Kim Kimdir
Bilgi Notları
Makaleler
Basın Açıklamaları
İletişim
Site Haritası
English Español

Tam bir asır sonra Paris’in SU dağıtımı tekrar kamuya geri dönüyor

Paris Belediyesinin yaptığı açıklamaya göre kentteki içme suyu dağıtımı, uluslar arası ölçekte özelleştirmelerden geri adım atılmasıyla kendini ortaya koyan yeni eğilimleri müteakiben 2010 yılından başlayarak kamuya geçiyor.

Paris Belediye başkanı Delanoe, 2 Haziran’da bir açıklama yaparak, Paris’te 100 yılı aşkın bir süreden beri özel bir su tekeline ait olan bütün su hizmetlerinin kontrolünün 2010 yılında tekrar belediye idaresine geçeceğini bildirdi. Böylece, dünyanın en büyük iki su tekeli Suez ve Veolia şirketleriyle yapılmış olan sözleşme 31 Aralık 2009’dan sonra bir daha uzatılmayacak ve son bulacak.

Delanoe, suyu kent halkına daha iyi kalitede, daha iyi fiyatta ve istikrarlı bir şekilde sunmak istediklerinin altını çizdi ve Fransa’daki diğer belediyeleri de benzer bir tavır almaya teşvik etmek için çalışacakları mesajını verdi.

Kamu Suyunu Yeniden Talep Etmek (RPW) adlı demokratik kitle örgütü adına konuşan Olivier Hoedeman ise, IPS’e verdiği demeçte, bir zamanlar su özelleştirmelerinin kalbi olarak bilinen Fransa’nın kamusal su dağıtım sistemine geri dönüş yönünde aldığı kararın bu yeni modelin desteklenmesi açısından son derece güçlü bir sinyal olduğu yorumunu yaptı. RPW içindeki örgütlerin listesi bir hayli uzun ve Mali’den Batı Afrika’ya, Uruguay’dan Arjantin’e, Bolivya’dan Kanada’ya, Fransa’ya kadar uzanıyor.

Bu arada, geçtiğimiz on yıl içinde Fransa’da 40’tan fazla kent ve ilçe belediyesi su dağıtımında kamuya geri dönüş yaptı. Bu belediyelerin hepsinde suyun kalitesi iyileşti ve fiyatı ucuzladı.

1990’lı yıllarda, başta Afrika, Asya ve Latin Amerika olmak üzere pek çok hükümet bir yandan neo-liberal politikaların diğer yandan da AB, IMF, DTÖ gibi kurumların baskısı altında su hizmetlerini piyasaya açtılar. Bundan en çok yararlananlar ise Suez ve Veolia adlı iki dev Fransız su şirketi oldu. Bu iki şirket, 19. yy dan beri Fransa’daki su dağıtım sistemini ellerinde bulunduruyor.

Yine bu iki şirket, Arjantin, Bolivya, Kolombiya ve Doğu Avrupa’da pek çok ülkedeki su özelleştirmelerinin de baş aktörleri konumunda. Suez ve Veolia şirketleri, Avrupa Kalkınma ve Yeniden yapılanma Bankası EBRD’nin desteği ile 1990 yılından beri Doğu Avrupa’da bütün su özelleştirme ihalelerini kazanmayı başardılar. EBRD ise 1990 yılında o dönemde Fransa devlet başkanı olan Francois Mitterand’ın önerisi üzerine kurulmuş bir devlet bankası.

AB de hem DTÖ nezdinde hem kendi ikili ilişkilerini kullanarak su özelleştirmelerinin hızlanmasında çok önemli bir role sahip. Örneğin, DT֒nün 2001 yılında Katar/Doha’da yapılan raundunda AB Ticaret Komisyoneri Pascal Lamy, çevre ve su hizmetleri ticareti önündeki bütün engellerin kaldırılması ya da en aza indirilmesini sağlayacak bir düzenleme önermişti. Lamy, halihazırda DTÖ Başkanlığı görevine atanmış bulunmaktadır.

AB, kendi ticaret politikalarını biçimlendirirken büyük su tekelleriyle yakın bir işbirliği içinde çalışıyor. 17 Mayıs 2002’de AB Komisyonu tarafından imzalanan bir mektupta, AB’nin en üst düzey bürokratları özel su şirketlerine bir toplantı daveti yapmış ve onlardan, Avrupa sanayinin çıkar ve ihtiyaçları konusunda AB bürokrasisini bilgilendirmelerini, yeni piyasalara girişte karşılaştıkları engelleri bildirmelerini ve serbest ticaretle bağlantılı başka sorunları varsa iletmelerini istemişti.

Paris Üniversitesi VIII’den profesör Bernard Maris, "Suez ve Veloia şirketlerinin Fransa dışında adeta bir fetihçi edasıyla faaliyet gösterdiklerini belirtmekte ve çok yüksek fiyat artışları uyguladıklarının" altını çizmektedir. İki şirketin de yönetim pratiklerinin şeffaflıktan uzak olduğunu anlatan Olivier Hoedeman ise "halktan gelen sert ve kararlı tepkilerin ardından bu şirketlerin sözleşmelerini yenilemesi pek mümkün olmamaktadır" bilgisini vermektedir.

Gerçekten de 1987 yılında, dönem hükümetinin önde gelen bakanları ile Fransa devlet başkanı da olan Chirac tarafından geliştirilen Grenoble suyunun özelleştirilmesinde, Suez’in bir dizi yolsuzluğa bulaştığı ve aşırı yüksek fiyatlandırma yaptığı ortaya çıkmıştır[1]. 1999 yılına gelindiğinde ise, mahkeme, hem olaya karışan eski bakanları hem de Suez yöneticilerini hapis cezasına çarptırmış ve şirketi, 1990-1998 yıllarında halktan tahsil ettiği bütün su cezalarını halka geri ödemeye mahkum etmiştir.

Mahkeme, Grenoble suyunu özelleştiren sözleşmeyi feshedip su dağıtımını kent belediyesine verdikten sonra su fiyatları hızla gerilemiş ve hatta Grenoble’da su, Fransa’nın en ucuz suyu haline gelmiştir. (Julio Godoy: "Water Flowing Back Into Public Hands" http://www.ipsnews.net/news.asp?idnews=42922)


[1] Jaqcues Chirac 1977 ile 1995 yılları arasında Paris Belediye Başkanlığı yapmıştır.